Nedensiz ayrılık olur mu?
30’lu yaşların sonlarında 40’a merdiven dayamış müzmin bekar bir erkek ailedeki cogunluğu kadın diğer kuzenlerle sohbet ediyor. Soruyorlar ona hayatında biri var mı diye? Var ama ayrılacağım, tam arızalı bir tip diyor. Ne arızası var diye soruyorlar. Herşeye kavga çıkarıyor, bağırıp çağırıyor, ne dediği belli değil, zaten sıkıldım diyor. Görüşmeye başlayalı 3 hafta olmuş şimdiden kavgalar başlamış, bir de sıkılınmış bille. Üstelik bu kızın 15 yıl öncesinden arızalı(!) eski sevgilisi olduğu çıkıyor ortaya. E peki zaten bu kızı biliyordun niye bulaştın bir daha diyorlar. Kafasını sallıyor cevap vermiyor. Yıllardır onun arızalı kızlarla bir aydan fazla sürmeyen ilişkilerine alışmış herkes, kendi bile. Birinin aklına geliyor aylar önceki buluşmada konuşulmuş, bu erkeğin 6-7 aydır birlikte olduğu, çok mutluyum ve huzurluyum dediği bir sevgilisi vardı . Ona ne oldu, o da mı sonradan arıza çıkardı diyorlar. Yok diyor, o şahaneydi. O hayatımda tanıdığım en güzel, en akıllı, en kültürlü, en bilgili, en eğlenceli kızdı diyor. Onunla hiç sıkılmıyorduk, günlerce evden çıkmasak da, tv seyretsek de, konuşucak paylaşacak bir şeyler buluyorduk diyor. Yüzünde hep bir gülümseme var ondan bahsederken. Peki ne oldu o zaman? Ne mi oldu. Aklına geliyor yaşadıkları tekrardan.
20 sene kadar önce tanımıştı bu muhteşem kadını. Ailece tanışıyorlardı. İkisi de öğrenciydi o zamanlar. Görür görmez beğenmişti kızı. Önce güzelliğine hayran olmuştu, sonra zekasına ve tatlılığına. Çok iyi anlaşmışlardı ama bir daha pek görüşememişlerdi, nadiren aynı ortamda denk gelmişlerdi o kadar. Zaten kızın erkek arkadaşı vardı ve daha sonradan evlenmişti onunla. Uzun boylu, yakışıklı pek havalı bu erkek arkadaş ilk günden sinirini bozmuştu erkeğin. Düğünlerine de meraktan şöyle bir uğramıştı ama kadın bunu hatırlamıyordu. Nasıl hatırlasın o dügün telaşında. O evlilik yürümemisti, ayrıldıklarını duymuştu erkek. Seneler sonra yine karşılaştılar, kız yurtdışında yaşıyordu, baskasıyla nişanlıydı bu sefer. Çok zengin, kuvvetli, kendinden emin olduğu her halinden belli bir yabancıyla nişanlıydı kadın. Hep beraber yemeğe çıktılar. Kadın bir de onunla tanistirmak icin bir kız arkadaşını getirmişti. Belli ki hiç haberi yoktu onun ilgisinden. Erkegin gözü bütün akşam o şahane kadından başkasını görmemişti ki, diğer kızı hatırlamıyordu bile. Aşkı depreşti yine, bu sefer söylemeye karar verdi duygularını ama o kadın yurtdışına uçmuştu bile. Kadına mail attı, onu çok beğendiğini söyledi ama cevap alamayacağını biliyordu. Cevap gelmedi, şaşırmadı zaten bu şartlarda ne diyecekti ki kadın ona.
Sekiz sene geçti üzerinden bunların. Facebook’dan tesadüf buldu kadını, evlenmemişti, yalnızdı. Arada konuşmaya başladılar. Kimse hatırlamıyordu o maili, unutulmuş gitmişti. Herşeyden konuşuyorlardı, en çok da tenisten, ikisi de tenis seviyordu. Şakalaşıyorlardı yazışırken, beraber Avustralya’ya tenis seyretmeye mi gitsek diye. Erkek bunu bir yeşil ışık olarak görmüştü nedense. Kadın birkaç ay sonra tatile geleceğini soyledi İstanbul’a. O gelene kadar yeni bir ev tuttu erkek, özenle dayadı, döşedi, bekledi kadın arar diye. Aramadı kadın. Yine sinirlendi erkek kendi kendine. Aylar geçti, kadının tekrar Istanbul’a tatile geldiğini facebook’dan öğrendi ama o Bodrum’daydı bu sefer. Yine de dayanamadı, hemen mail yazdı, görüselim dedi, olur dedi kadın. Heyecanla Bodrum’dan atladı geldi erkek, onu yemeğe çıkarttı. Yine çok iyi anlaştılar, sohbetleri, kahkahaları eksik olmadı. Ertesi gün yine aradı yine buluştular. Evini göstermek istiyordu, senin için hazırladım demek istiyordu. Beraberce eve gittiler, çok etkilendi kadın onun yaptıklarından ama kararsızdı yine de. Ne yaptı etti kandırdı kadını ve birlikte olmaya başladılar, herşey çok güzeldi. Kadın yurtdışında yaşıyordu, tatili bitince gitmek zorundaydı ve gitti ama aklı burda kaldı. Bir hafta olmamıştı ki çok özlediler birbirlerini, erkek bilet gönderdi, biran önce gel diye ısrar etti, kadın da dayanamadı ertesi hafta atladı geldi. Kısa zaman yine çok çabuk ama çok güzel geçti, kadın dönmek zorundaydı, döndü. Bu sefer iki hafta sonra erkek gitti onun yanına. Hayal ettikleri gibi tenis maçlarına gittiler, kadının yaşadığı şehri paylaştılar birlikte. O sokaklarda yürüdüler elele, istasyonlarda öpüştüler, yağmurdan kaçtılar beraber, kafelerde oturdular. Ama bu tatil de bitmişti her zamanki gibi, yetmiyordu paylaşılan kısa zamanlar artık. Hergün görüntülü konuşuyorlardı ama beraber olmakla aynı şey değildi. Kadın en sonunda geldi yanına, dayanamadı hasrete. Herşey çok güzeldi aslında. İkisi de hayatlarında hiç bu kadar mutlu olmamıştı. Kendi kendilerine yeten, sıcacık bir ilişkileri vardı. Bazen günlerce dışarı çıkmadıkları oluyordu. Birlikte edilen sohbetler, şakalaşmalar, sarmaş dolaş seyredilen filmler, sarılmalar, koklaşmalar. Dışarı çıktıklarında da güzel kadına dönen kafalar, hayranlık dolu bakışlar hem gururunu okşuyordu erkeğin hem de içinden kıskanıyordu. Herşey rüya gibiydi aslında. Nerdeyse hiçbirşeyden şikayet etmeyen, onu ilk defa olduğu gibi kabullenen bu muhteşem kadınla beraberdi. Bir erkek daha ne isterdi ki?
Herşeyden şüphe duyan insanlardandı erkek. Bu onu yiyip bitiriyordu hayatı boyunca ama engel olamıyordu. Sorun neydi gercekten? Bu kadar muhteşem bir kadın nasıl olur da beni sevebilir? Rol mü yapıyor acaba? Gerçek olamaz bu! Kesin bir şey var bunun altında. Evlenmek için herşeyi yapan kadınlardan mı yoksa? Evliliğin nasıl sıkıcı olduğunu evli arkadaşlarından dinliyordu. Zaten bir iki müzmin bekar erkek arkadaşı da bu kadından kesin bir şey çıkacak deyip kafasını karıştırmıştı. Yoksa kıskanmışlar mıydı? Yok canım onlar sürekli partner değiştiriyorlar, keyifleri yerlerinde. Öyle mi acaba? Kafası karışmıştı. Paçasını kaptırmamalıydı onlara göre. Aşk meşk geçiciydi, bağlanmamalıydı. En iyisi yol yakınken ayrılmaktı. Zaten içten içe kızıyordu bu kadına, bunca yıl ona aralarında bir şey olmadığı için, kendince intikam da almak istiyordu.
Bir akşam kadına çeşitli bahaneler bulup ayrılmak istediğini söyledi. Kadın çok şaşırdı,bu kadar severken, bu kadar iyi anlaşırken, bu ayrılık niye diye. Çok üzüldü ikisi de. Erkek hemen pişman oldu, gitme dedi, saçmaladım dedi, burası senin de evin dedi. Kadın kaldı ama bir kere tatları kaçmıştı. Birkaç gün sonra erkek yine kuruntularına yenik düştü ve ayrılalım dedi. Kadın bu sefer daha da çok kırıldı, anlayamıyordu ama kalacak biri değildi bu şartlarda ve topladı bavullarını, gitti.
Erkek o gider gitmez pişman olmuştu, çok üzülmüştü aslında. Bir anda ev bomboş kalmıştı, ne yapacağını bilemiyordu. Kadının zorluk çıkaracağını sanıyordu, öylece gideceğini düşünmemişti. Kadınlar böyle yapmazdı, daha önceki ilişkilerinde böyle olmuştu çünkü. Onu tehdit edip intihara kalkıştığını söyleyen bile olmuştu. Ama bu kadın kötü sözler sarfetmeden, kavga etmeden, ortalığı karştırmadan, öylece gitmişti. Hiç beklemiyordu bunu, şaşırma sırası ona gelmişti. Sinirlenmişti yine kadına, terkedilmiş hissetmişti.
Kendini teselli etmek için de bu arızalı exle internetten konuşmaya başlamıştı. Aklınca kırılan güvenini yerine getirmeye çalışıyordu. Aradan bir ay geçti, ayrılık dayanılmaz olmaya başlamıştı artık. Arasam mı mesaj atsam mı diye düşünürken kapısı çaldı. Karşısında bütün tatlılığıyla duruyordu kadın. Kalbi yerinden çıkacak sandı. O kadar güzeldi, o kadar ışıl ışıldı ki etkilenmemek mümkün değildi. Tekrar birlikte olmaya başladılar. İyice çıkmaza girmeye başlamıştı. Ne ondan vazgeçebiliyordu ne de arızalıya gelme diyebiliyordu. Nasıl bir işe bulaştırmıştı kendini. Hayatı her zaman oyun gibi görüyordu bu durumu da öyle görmeye karar verdi. Nasılsa bu kız da yurtdışında yaşıyordu, bir zararı olmaz diye düşündü. Biri yurtdışına gittiğinde öbürü gelir diye düşünüyordu. Zaten arızalıya pek dayanabileceğini sanmıyordu. Ama herşey planladığı gibi olmamaya başladı, kadın burda yaşamaya karar vermişti. Eğer arkasından işler çevirdiğini öğrenirse çok kötü olurdu ve onu asla affetmezdi. Kadın çok güveniyordu ona ve bu erkeğe kendini çok iyi hissetiriyordu. Onun gözünde bu kadar güvenilir ve değerli olmak çok önemliydi. O yüzden kadın bunu anlamadan halletmeliydi bu durumu. Arızalının geliş günü yaklaşıyordu, yine ayrılmak istedi, kadının zaten gidip yurtdışından kalan eşyalarını alması gerekiyordu. Kırgın ayrıldılar, kafası rahat olsun istiyordu, kadına karşı kendini kötü hissediyordu çünkü. O arada arızalı gelirdi, belki de ondan daha çok hoşlanırdı kimbilir, denemek istiyordu. Bu kadar herkesin hayran olduğu bir kadın ona aşık olmuştu, kendini çok iyi hissediyordu, herkese bunu göstermek, istediğini elde edebileceğini kanıtlamak istiyordu. Olmazsa da kadın dönünce onu bir şekilde kandırırım diye düşünüyordu, aralarında görünmez bir bağ var gibiydi, kopacaklarını düşünemiyordu bile. Artık alışmışlardı bu gelgitlere nasılsa dayanamayıp barışırlardı. Bu arada öbür arızalıyla durumu halletmeye çalışacaktı, bulaşmıştı bir kere, çıkarmayacağı rezillik yoktu onun, biliyordu, geçmişte yaşamışlardı bunu çünkü.
Arızalı geldikten 4 gün sonra kadın aradı, dönmüştü, anahtarı onda kalmıştı, onu almak için buluştular. Kız arkadaşı olduğunu söyledi kadına, ama çok arızalı olduğunu, ondan kurtulacağını en kısa zamanda. Kıza ondan bahsettiğini, ne kadar muhteşem olduğunu söylediğini, onu çok özlediğini filan. Kadın şaşırdı ama renk vermedi, benden bahsetme kıza, mutlu olmaya çalış bari dedi. Gitti. Herşey planladığı gibi gidiyordu erkeğin. Arkasından öbürüyle konustuğunu anlamadığı sürece sorun yoktu. Fakat ertesi gün kadından gelen herşeyi anladığını, yalancı olduğunu söyleyen mesajla şok oldu. Nasıl olduysa anlamıştı arkasından ne işler çevirdiğini. O ne mesajdı öyle bana attığı diye düşündü. Sakın cevap bile yazma okumayacağım diyordu kadın. Bugune kadar bana tapıyordu, dürüstlüğüme özellikle diye düşündü, onu dürüst sanıyordu tabii. Oyundu erkek için herşey, o yüzden gerçek mutluluğu harcamıştı ama henüz farkında değildi. Bu arızalı kızla oyunu bitsin yine öbür kadınla başka oyun oynayacaktı. Özlüyordu onu çok ama olsun,az kalmıştı bu kızdan kurtulmaya nasılsa. Aman neyse bu arızalıdan kurtulunca onu ararım, ne yapar eder ikna ederim nasılsa diye düşünüyordu.
İste böyleydi bu hikaye. Yaşanan binlerce hikaye gibi. Bir çok kadının anlayamadığı tavır değişiklikleri, gereksiz tartışmaların nedenleri, çok basit aslında. Günümüz erkekleri hayallerinin kadınını bulsa da bitmiyor açlığı. Korkuyorlar bir kadınla ömür geçirmekten. Çevreden duydukları da hep aynı şeyler. Aman niye bir kadına bağlanacaksın, ortalıkta kadın mı yok. Değişik kadınlarla birlikte olmayı kaçırmak istemiyorlar. Ama aslında hayatı kaçırıyorlar. Yakınlaşmayı, paylaşmayı, değer vermeyi, kalpten sevmeyi, kucaklaşmayı. İyi günde kötü günde birbirlerinin gözünün içine bakıp iyiki var diye hissetmeyi. Kalplerinin sıcacık olmasını. Karpuzun en güzel yerini o seviyor diye karşısındakine bırakmayı. Daha milyonlarca paha biçilmez şey. Kalp en seçici yerimiz bence. Heryeri kandırabiliyoruz da bir onu kandıramıyoruz. Kandırmaya çalıştıkça soğuyor soğuyor. Bizden soğuyor aslında kalp, küsüyor bize. Hayatlar böyle kendini de karşısındakini de mutsuz eden insanlarla heba oluyor.
O muhteşem kadını merak ettiniz mi? Dönecek mi sizce? Dönmeli mi? Hatasını anladı mı erkek? O da bir sonraki yazıda.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder